Uzmanlık Alanları ve Tedavi Yöntemleri

NARKOZSUZ BEL FITIĞI AMELİYATI

Narkozsuz Bel Fıtığı Ameliyatı, Bel ve omurga kemikleri insanın dik durmasını ve hareket etmesini sağlamaktadır. Ortalama bir insanın omurgası ise yaşamı boyunca 5 – 6 milyon kez aktif olmaktadır. Uzanmanın dışındaki tüm faaliyetlerde omurgaya yüklenilmektedir. Bunun sonucunda da birçok hastada bel fıtığı problemi yaşamaktadır.

Bel ağrısı ile belirtilerini gösteren bel fıtığı problemi; hastaların ağrıları dayanılmaz olduğunda doktora başvurduklarında tedavi edilmektedir. Günümü teknolojisinin özellikle tıp alanında kullanılmaya başlanması ile tanı ve tedavi yöntemlerinde birçok önemli gelişme yaşanmaktadır. Böylece bel fıtığı ilerlemiş hastalarda dahi çok konforlu bir şekilde tedavi süreci yürütülebilmektedir.

Bel Fıtığı Nedir?

İki omur arasında bulunan; omurgaya binen yükün eşit dağılımını sağlayan disklerin deformasyona uğramasıdır. Deforme olan diskler omuriliğe ve sinir köklerine doğru bombeleşmektedir. Bunun sonucunda da hastada bel ağrısı, bacaklarda ağrı ve uyuşma, güçsüzlük, idrar kaçırma gibi şikayetler açığa çıkmaktadır. Bel fıtığı; istirahat, medikal ilaçların kullanımı ve fizik tedavi yöntemleri ile iyileştirilebilse de ilerlemiş fıtıklarda cerrahi müdahaleye mutlaka ihtiyaç duyulmaktadır. Bel fıtığı ameliyatı günümüzde mikro cerrahi yöntemi ile uygulanmaktadır. Özellikle anestezi uygulaması yaptırmak istemeyen, narkoz korkusu olan hastalara ise narkozsuz bel fıtığı ameliyatı uygulamak mümkündür.

Bel Fıtığı ve Narkozsuz Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel fıtığı; hastanın günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen ve hareket kısıtlılığına neden olarak yaşam kalitesini oldukça düşüren ciddi bir sağlık problemidir. Günümüzde tıp alanının da gelişmesi ile birlikte tanı ve tedavi yöntemlerin farklılıklar ve yenilikler gerçekleşmiştir. Bu yeniliklerden biri de bel fıtığı ameliyatının narkozsuz bir şekilde uygulanabilmesidir.

Anestezi uygulaması tüm cerrahi müdahalelerde büyük önem taşımaktadır. Günümüzde bel fıtığı ameliyatları narkozsuz olarak uygulanabilmektedir. Özellikle ileri yaşlardaki hastalarda; kal-damar hastalıkları bulunan, karaciğer ya da böbrek hastalıklar bulunan hastalarda narkozsuz bel fıtığı ameliyatı tercih edilmektedir. Bu hastalarda genel anestezi uygulaması birtakım risk faktörleri barındırmaktadır bu nedenle doktorların da öncelikli tercihi narkozsuz bel fıtığı ameliyatıdır.

Spinal anestezi uygulaması ile gerçekleştirilen narkozsuz bel fıtığı ameliyatı sırasında hasta ayık kalmakta ve doktoru ile ameliyat sürecinde iletişim sağlayabilmektedir.

Narkozsuz Bel Fıtığı Ameliyatı Nedir?

Narkozsuz bel fıtığı ameliyatı genel anesteziye ihtiyaç duyulmadan bel bölgesine epidural anestezi uygulayarak gerçekleştirilmektedir. Ameliyat sırasında bilinç açık olan hasta; konuşabilmekte, ameliyat süreci hakkında bilgi alabilmekte ya da kitap okuyabilmektedir. Narkozsuz bel fıtığı ameliyatı sonrasında hasta ertesi gün günlük yaşamına dönebilmektedir.

Oldukça konforlu bir şekilde uygulanan narkozsuz bel fıtığı ameliyatının avantajları şu şekilde sıralanabilmektedir;

– 12 – 14 mm’lik delik açılarak uygulanmaktadır. Bu nedenle büyük kesi açılmadığı için dikiş izi çok küçüktür. Kozmetik açıdan problem yaratmamaktadır.

– İyileşme süreci çok hızlıdır.

– Ameliyat sonrasında cerrahi müdahaleye bağlı semptomların yaşanma riski azdır.

– Mikroskop altında uygulanan ameliyat; çok küçük bir alanda çalışma yapılarak gerçekleştirilmektedir.

Narkozsuz Bel Fıtığı Ameliyatı Öncesi – Sonrası

Bel fıtığı ameliyatı olacak hastalar ayrıntılı bir muayene ve tanı sürecinden geçmektedir. Bu aşamada hastanın total sağlık durumu, fıtığın konumu ve derecesi değerlendirilmektedir. Doktorun önerisi ve hastanın tercihine göre en uygun tedavi yöntemi belirlenmektedir. Narkozsuz bel fıtığı ameliyatı öncesinden 1 gün öncesinde anestezi doktoru tarafından da değerlendirilen hastalar fizyolojik ve sterilizasyon açısından ameliyata hazırlanmaktadır. Birtakım böbrek ya da akciğer hastalıkları bulunan hastalar için farklı hazırlık ve testler de uygulanarak tüm risk faktörlerinin önüne geçilebilmektedir.

Narkozsuz bel fıtığı ameliyatı sonrasında hasta birkaç saat içerisinde yürütülmeye başlanmaktadır. Ameliyat sonrasında birkaç gün banyo yapması sakıncalı olan hastaların ameliyat bölgesini herhangi bir enfeksiyon oluşumundan ve travmatik olaylardan korumalıdır. Aynı zamanda gribal enfeksiyon ya da soğuk algınlığı gibi durumlar söz konusu olduğunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Narkozsuz Bel Fıtığı Ameliyatının Avantajları

Narkozsuz bel fıtığı ameliyatları günümüzde mikro cerrahi uygulamaları ile yapılmaktadır. Bu süreçte hasta ayık olacağı için sinirlere uygulanabilecek herhangi bir müdahale durumunda hasta doktoru uyarabilmektedir.  Bunun dışında narkozsuz bel fıtığı ameliyatının avantajları şu şekilde sıralanabilmektedir;

– Kanama ve enfeksiyon riski minimumdur.

– İyileşme süresi kısadır. Hasta kısa bir sonra günlük yaşamına dönebilmektedir.

– Anesteziye bağlı riskler yaşanmamaktdır.

– Anestezi korkusunun neden olduğu psikolojik sorunlar yaşanmamaktadır.

BEL FITIĞI AMELİYATI

Bel bölgesi insana hareket olanağı sağlamaktadır. Aynı zamanda dik durmasını sağlayan bu bölgede birtakım problemler açığa çıkabilmektedir. Omurga kanalları arasında bulunan disklerin çeşitli nedenler ile deformasyona uğraması sonucunda bel fıtığı problemi yaşanmaktadır.

Bel fıtığı problemi yaşayan hastaların; yaşamları boyu bel ağırısı hissetmeleri ve hareket kısıtlılığı yaşamaları mikro cerrahi yöntemi ile uygulanan bel fıtığı ameliyatları ile önlenebilmektedir.

Bel Fıtığı Nedir?

Vücudun dik durmasını sağlayan omurga dizilimi mükemmel bir tasarımdır. Omurga kemiklerinin aralarında amortisör görevini yerine getiren diskler bulunmaktadır. Bu diskler gerek ileri yaş ile gerekse çeşitli travmalar sonucunda yıpranmaktadır. Yıpranan bu yumuşak dokuların disk bölgesi dışına taşması ise bel fıtığı olarak tanımlanmaktadır. Bel fıtığı kişinin yaşam tarzını olumsuz derecede etkileyen ve bununla birlikte terdavisi ertelendiği sürece çok daha ciddi problemlere yol açabilecek bir problemdir.

Bel Fıtığının Belirtileri Nelerdir?

Bel fıtığı; hastada genellikle bel ağrısı ile belirti vermektedir. Bel ağrısı yaşayan kişiler bilinçsiz bir şekilde hareketlerini kısıtlamakta, bel ağrısını göz ardı ederek doktora başvurmayı ertelemektedir. Ancak bel ağrıları dayanılmaz olduğunda ve ağrılar bacaklara vurduğunda doktora başvurmaktadır. Bel fıtığının erken teşhisinde medikal ilaçlar ya da fizik tedavi yöntemleri ile tedavisi mümkün olurken ilerlemiş bel fıtığı problemlerinde mutlaka cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bel fıtığı probleminin ilerlemiş düzeyindeki belirtilerinde; bacaklarda uyuşma, idrar kaçırma, erkeklerde ereksiyon problemleri ve bacaklarda batma hissi de bulunmaktadır.

Bel Fıtığında Açık Standart Diskektomi ve Mikrodiskektomi Nedir? Farkları Nelerdir?

Diskektomi,bel fıtıklarında kullanılan en yaygın cerrahi tedavidir.Omurlar arası diskler,omurganın kemikleri arasında bulunan ve omurları birleştiren omurlara sıkıca yapışık maddelerdir. Diskin ’fibrosus’ denilen dış yüzeyi yaşa ve zedelenmelere bağlı olarak güçsüzleştiğinde yırtılmalar meydana gelir. Diskin içteki yumuşak esnekliği sağlayan ve ‘nükleus pulposus’ olarak adlandırılan parçasında bozulmalar olur, yerinden oynar ve dış tabadaki yırtıklardan dışarıya doğru taşar.Diskin kayması,sarkması ve bombeleşmesine fıtıklaşma denir. Tıp literatüründe ise disk materyalinin arka dış yüzey sınırını aşmasıyla çok hassas sinir dokusuna baskı yapabilir. Taşmış disk sinir kökünü sıkıştırılabilir ya da zedeyebilir ve sonuçta tek veya her iki bacağa yansıyan ağrıya, etkilediği sinir kökü veya sinir köklerine bağlı olarak güç kaybı ve uyuşukluğu neden olabilir.

Diskektomi fıtıklaşmış disk parçalarını ve bozulan kısımlarını çıkarmak, böylece sinir kökündeki baskıyı hafifletmek ve ağrıyı dindirmek içi yapılır. Disk cerrahisi, omurganın üst kısmındaki deride küçük kesiyi bazı ligament ve kemik materyallerini alınmasını ve disk parçalarının ortadan kaldırılması içerir. Açık diskektomi son 60 yıldır uygulanmaktadır.Hekimler gelişmiş teşhis kolaylaştırıcı yöntemler manyetik rezonans görüntüleme(MRG) ve bilgisayarlı tomografi (BT) ile daha iyi ameliyat planları yaparak bu cerrahi yaklaşımı geliştirmiştir.Mikrodiskektomi’de ise çok daha küçük cilt kesisi(1.2-1.5 cm) yapılır. Kas dokusu çok az sıyrılır, daha az kemik alınır. Mikrodisketomi mikroskop ve mikro cerrahi aletler kullanılarak yapıldığı için sinir zedelenme ihtimali oldukça düşüktür. Cerrahi sonrası hasta daha çabuk işe döner.

Mikrodiskektomi Kimler İhtiyaç Duyar?

Disk hernili (Bel Fıtığı) tüm hastalar açık diskektomi işlemine aday değildir.Çoğu insanda dinlenme,fizik tedavi,analjezik antinflamatuvar kullanımı ve epidural enjeksiyonlar gibi konservatif tedavilerle ağrı hafiflemesi görülebilir. Fakat bazen ağrılar bu tür tedavilere yanıt vermez ve cerrahi müdahaleler gerekebilir. Bel yada bacak ağrıları konservatif tedavilere cevap vermez ve 4-6 hafta veya daha uzun sürerse hekimler,ağrının kaynağını tespit etmek için tanı koyucu testler; düz grafi MRG yada BT gibi, görüntüleme yöntemleri isteyebilirler. Disk hernisi (Bel Fıtığı) tanısı doğrulanırsa açık diskektomi veya Mikrodiskektomi tavsiye edilebilir. Bazı disk hernileri endoskopik olarak, daha küçük bir keiden, özel aletler kullanılarak lokal anestezi altında çıkarılabilir. Fakat Mikrodiskektomi diskin taşmasının belirginleşmesi veya diskin kopması sonucu çok fazla ağrı ve güçsüzlüğe neden olabileceğinden disk hernisinin cerrahi tedavisi için halen daha ’altın standart’ olarak kabul edilmektedir.

Açık Diskektomi ve Mikrodiskektomi Nasıl Gerçekleştirilir?

Açık diskektomi genellikle genel anestezi (hasta şuuru kapalı uyur durumda) altında gerçekleştirilir ve tipik olarak bir gün hastanede yatışı gerektirir. Hasta yüzüstü yatarken veya diz-dirsek dayalı çömelmiş pozisyondayken gerçekleştirilir. Uygulama omurganın etkilenmiş bölgesinin üstündeki deride açılmış yaklaşık 3-5 cm’lik bir kesiden yapılır. Kas dokusu etkilenmiş diskin altındaki ve üstündeki kemiklerden sıyrılır, ekartör denilen ayıraç ile kas ve deriyi cerrahi bölgeden uzaklaştırır ve böylece cerrah, omurga ve diski görebilir. Bazı durumlarda daha iyi bir bakış açısına sahip olabilmek için kemik ve ligamentler ortadan kaldırılabilir, böylece sinir kökünü zedelemeden bombeleşmiş bozulmuş diske erişim sağlanmış olur. Bu işlem kemiğin alınma miktarına bağlı olarak laminektomi yada laminotomi olarak adlandırılır. Cerrah omuru ,diski ve diğer çevreleyen yapıları disk duvarından çıkıntı yapan disk parçaları ve diskten çıkarılabilecek disk parçaları ortadan kaldırılır.

Mikrodiskektomide bu işlem sıklıkla belden aşağısında bölgesel anestezi şekli olan EPİDURAL Anestezi veya genel anestezi ile operasyon mikroskopuyla cerrahi alanı 20 ila 40 büyütme altında yapılır. Daha küçük kesi yapılır, kas dokusu daha az sıyrılır ve daha iyi görüş sağlanır. Ortadan kaldırılan disk dokusunun yerine hiçbir madde kullanılmaz. Kesi yeri daha sonra içten dikişle kapatılır ve üzerine küçük bir pansuman yapılır.

Cerrahiden Sonra Ne Olur?

Açık Cerrahiden sonra kesi bölgesinde ağrı hissedebilirsiniz ve cerrahiden hemen sonra ağrı tamamıyla yok olmayabilir. Doktorunuz ameliyat sonrası sürecinizi kolaylaştırmak için ağrı tedavisi düzenleyebilir. Derin nefes alma tekniklerini öğreneceksiniz ve genel anestezi sebebiyle oluşabilecek sekresyonları akciğerlerimizden atmak için öksürmeniz istenecek. Anesteziden kurtulur kurtulmaz yürümeye başlamanız (genellikle 6 saat sonra) ve iyileşmenize yardım etmesi için refakatçi bulundurmanız önerilir. Hastaneden ayrılmadan önce merdiven çıkma,oturma ve araba ya da yataktan çıkma gibi aktiviteleriniz sırasında kendinizi rahat hissetmeniz için nelere dikkat etmeniz gerektiği anlatılır. Hastaneden çıkarıldığınızda, doktorunuz 1. haftadan itibaren uygun fiziksel terapi ayarlayabilir. Cerrahiden sonraki, ilk 4 hafta içinde uzun süre oturmamak 5 kilogramdan ağır nesneleri kaldıramamak, aşırı eğilmemek ve gerilmemek gibi bazı kısıtlamalar getirebilir.

Ayrıca doktorunuz izin verene kadar otomobil kullanmayı denememelisiniz. Mikrodiskektomi ameliyatlarından sonra bu tür kısıtlamaların bir çoğunu tavsiye etmeyerek tam tersine 10-15 gün içerisinde normal hayata dönülmesini istenir. Cerrahiden Sonra Hangi Aktiviteleri Yapabilirim? Yürüyüş ameliyattan sonra yapacağınız ilk fiziksel aktivitedir. Yürüyüş ameliyat bölgesindeki doku yaraları riskini azaltacağı gibi omurganın hareket yeteneğini de sürdürmesine olanak sağlayacaktır. Bir kaç hafta içinde bisiklet kullanmanıza ve yüzmenize de izin verilebilir. Düzgün fiziksel terapi, iyileşmenize en üst düzeye çıkarabilir. Fiziksel uğraş gerektirmeyen meslekte çalışanlar 15-20 günde veya daha az bir zamanda işlerine dönebilirler. Ağır kaldırma veya kuvvetli titreşimli makineleri kontrol etmekle ilgili mesleklerle uğraşanlar geri dönebilmek için cerrahiden sonraki 4-6 hafta beklemek zorunda kalabilirler. Fizik tedavinin iyileşmenizde rolü olabilir.

Komplikasyonlar Mümkün müdür?

Açık diskektomiden kaynaklanabilecek muhtemel komplikasyonlar; kanama, enfeksiyon, omurlar arası kayma, beyin omurilik sıvı sızıntısı, omurgaya yakın atar damarlarda ve toplar damarlarda yaralanma, sinir kökünde veya çevreleyen koruyucu tabakada meydana gelen hasarları içerir. Ayrıca aynı diskte cerrahiden sonra tekrar (nüks) disk hernisi oluşabilir. Tekrarlayan disk hernisi, açık diskektomi sonrası -20 oranında görülebilen durumdur.

Mikrocerrahi ile bu oran %2-3 oranında görülebilen durumdur. Tüm cerrahi yöntemler komplikasyon riski taşır ve tüm riskler hakkında cerrahi girişim öncesi cerrahınızla konuşulmalıdır. Aşırı kanama, kızarıklık, ameliyat bölgesinde sızıntı, ateş, güçsüzlük, bacaklarda uyuşukluk veya idrarla ilgili problemler belli uyarı işaretleridir. Endişe verici bir belirtiyle karşılaşırsanız doktorunuza bunu belirtin.

Diskektomi Nasıl Başarılı Olur?

Tıbbi çalışmalar açık diskektomi tedavisini gerektiren durumlarda %80-90 başarı olduğunu göstermiştir. Mikrodiskektomide bu oran %91-99 arasındadır. Çalışmalara göre radiküler ağrıları (bu bacaklara yayılan ağrıdır) olanlar, bel ağrıları şikayetiyle açık diskektomi olanlardan daha fazla yarar görürler. Etkinliği yükseltmek için, fıtık ameliyatları; ısrarlı, şiddetli kalça ve bacak ağrıları veya güçsüzlükleri yaşayan insanlar için uygundur. Bel ve bacak ağrılarınız bu seviyede değilse ameliyat sizin için tavsiye edilebilir bir yöntem olmayabilir. O zaman konservatif tedavilerle veya daha az invaziv terapilerle iyi olabilirsiniz. Bel ve bacak ağrılarınız varsa herhangi bir yöntem uygulanmadan önce ağrılarınızla ilgili doktorunuzla konuşup mümkün olan tüm tedavi olasılıklarını değerlendirmelisiniz. Tedavinin başarısını etkileyen en önemli etkenlerin başında omurga boyunca uzanan kaslarınızın güçlendirilmesi gerekir.

Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel, omur kemikleri arasında yer alan kıkırdak ve yastıkçıklar sayesinde ayakta durma ve hareket imkanı sağlanmaktadır. Bazı durumlarda bu kıkırdak yapıları ve yastıkçıklar aşırı strese maruz kalabilmekte ya da ani hareketler sonucu yıpranabilmektedir. Bu durum şiddetli ağrıları ortaya çıkarmaktadır. Disklerin ezilmesi ve yıpranma sonucunda dışarı taşması durumuna bel fıtığı denilmektedir. Bel fıtığı problemi, bel ve bacaklarda şiddetli ağrıya sebep olmaktadır. Bel fıtığı problemi yaşayan hastaların bazıları; ayakta durmada güçlük, idrar kaçırma, erkek hastalarda erkeklik fonksiyon bozuklukları gibi hayat konforunun bozulması gibi durumlar görülmektedir ve bu hastaların ameliyat edilmesi uygundur. Bel fıtığı ameliyatı; hastanın mikroskop altında bel bölgesinden 1.2 cm kesi ile girilerek fıtığın tedavi edilmesi işlemidir. Bel fıtığı ameliyatı olan hastaların dikkat etmesi gereken bazı durumlar mevcuttur.

Boyun, sırt ve belde kalan diğer omurlarla ilgili doktorun önerdiği şekilde egzersiz ve jimnastik yapması gerekmektedir. Böylece kemik ve kasların güçlenmesi sağlanarak yeni fıtık problemlerinin önüne geçilmektedir. Ağır kaldırmaması, ani hareketler yapmaması, fazla kilolarından kurtulma ve kalsiyum takviyesi de önerilmektedir. Aynı zamanda ortopedik yatak kullanımı da tavsiye edilmektedir. Narkozsuz bel fıtığı ameliyatı; epidural anestezi uygulaması ile yapılmaktadır. Böylece kendinde olan hasta ile uygulama sırasında iletişim kurulabilmektedir.

Bel Fıtığı Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Bel fıtığı ameliyatı öncesinde hastanın sağlık öyküsü ve genel sağlık durumu değerlendirilmektedir. Fıtığın oluştuğu bölgenin tespiti yapılarak ameliyat planlaması gerçekleştirilmektedir. Bununla birlikte günümüzde bel fıtığı ameliyatı mikro cerrahi yöntemleri ile oldukça konforlu bir şekilde uygulanmaktadır. Bel fıtığı ameliyatında hastaya genel anestezi uygulaması yapılması tercih edilmemekle birlikte epidural anestezi uygulaması yapılmaktadır. Böylece herhangi bir sinire ya da sinir ucuna müdahale edildiğinde hastadan yardım alınabilecektir. Böylece ameliyat çok daha az riskli ve konforlu geçecektir.

Her cerrahi müdahalede olduğu gibi bel fıtığı ameliyatında da birtakım riskler bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinin önüne geçilebilmesi adına doktor seçiminin özenli bir şekilde yapılması gerekmektedir. Aynı zamanda ameliyat sonrasında da gerek enfeksiyon oluşumuna karşı gerekse kanam riskine karşı alınacak önlemlerde doktor reçetesinin dışına çıkılmamalıdır.

Bel Fıtığı Ameliyatı Öncesi – Sonrası

Bel fıtığı ameliyatı mikro cerrahi yöntemi ile uygulandığında iyileşme süreci oldukça konforlu ve kısa sürmektedir. Aynı zamanda kozmetik açıdan herhangi bir problem yaratmamakla birlikte hasta birkaç gün içerisinde günlük yaşamına devam etmektedir. Bel fıtığı ameliyatı sonrasında hasta dengeli beslenmeyi ihmal etmemelidir. Özellikle kadın hastaların kalsiyum desteği almaları ve güneş ışığından maksimum düzeyde yararlanmaları gerekmektedir. Böylece kemik ve eklemleri güçlenecek olan hastanın bel fıtığı probleminin tekrarlama riski düşecektir.

Bel fıtığı ameliyatı sonrasında ihmal edilmemesi gereken bir diğer önemli konu da egzersizdir. Özellikle yüzme kas ve kemiklerin güçlenmesi için uygulanması gereken önemli bir spordur. Bel fıtığı ameliyatı sonrasında hastanın ağır kaldırmaması, bel bölgesine ani yük bindirmemesi, eğilme, kalkma ya da çömelme gibi hareketleri bilinçli bir şekilde sürdürmesi de problemin tekrar etmemesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bel Fıtığı Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Bel fıtığı ameliyatı her cerrahi uygulama da olduğu gibi birtakım riskler taşımaktadır. Bel fıtığı omurilik sinirlerine çok yakın bir konumda uygulanması sebebi ile çok dikkatli bir şekilde gerçekleştirilmesi gereken bir operasyondur. Aksi halde sinirlere zarar verilmesi sonucunda uzuv kaybı ya da işlev kaybı yaşanabilmektedir. Bununla birlikte enfeksiyon, kanama gibi riskler mikro cerrahi yöntemleri ile minimuma indirilmektedir.

Mikro cerrahi uygulamalarının tamamında ve bel fıtığı ameliyatlarında kullanılan ekipmanların güncel teknoloji ürünü olması ve sterilizasyonunun tamamlanmış olması da gelişebilecek komplikasyonları önleyici niteliktedir. Bel fıtığı ameliyatı işin ehli eller ile gerçekleştirildiğinde risk faktörleri ortadan kaldırılarak hastanın eski konforlu yaşamına hızlı bir şekilde dönmesi sağlanacaktır. Bel fıtığı ameliyatının riskleri kısaca şu şekilde maddelere ayrılabilmektedir;

– Anesteziye bağlı riskler

– Pıhtı oluşumu

– Kanama

– Omurilikte zedelenme

– Kalbe bağlı problemler

– Sinir kökünde hasar oluşumu

– Solunum problemleri

– Enfeksiyon riski

OMURİLİK KANAL DARLIĞI (LOMBER SPİNAL STENOZ) NEDİR?

Kanal darlığı problemi yaşayan hastalar; yaşam kalitelerini geri kazanmak için bu problemi göz ardı etmemelidir. Farklı tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların birçoğu günlük hayatlarında yaşadıkları semptomları yaşamayacaktır. Özellikle ileri yaştaki hastaların kemik ve omurga sağlıklarına büyük önem vermesi gerekmektedir. Cerrahi dışı ya da cerrahi yöntemler günümüzde risk faktörleri minimuma indirilerek uygulanmaktadır. 

KANAL DARLIĞI

Kanal Darlığı, ileri yaşlardaki hastalarda; bel kısmında görülen önemli bir hastalıktır. Yürüdükten sonra oluşan bel ağrısı; kanal darlığının önemli belirtilerindendir. Aynı zamanda ağrının bacaklara inmesi ve belden aşağı kısımda uyuşma da belirtiler arasındadır. Halk arasında vitrin hastalığı olarak tanımlanan kanal darlığı hastalığında idrar kaçırma gibi semptomlar da görülebilmektedir.

Lomber Spinal Stenoz olarak bilinen kanal darlığı; omurilik çevresindeki kemik ve bağ dokularının kireçlenerek omuriliğe baskı uygulamasıdır. Omurilik kanal darlığı tanısı konulan hastaların mutlaka mikro cerrahi yöntemlerle ameliyat gerekmektedir. Ameliyat dışındaki hiçbir yöntem tedavi edici değildir. Mikro cerrahi yöntemlerle ameliyat edilen hastalar operasyon sonrasında yürümeye başlayacak ve yaşam konforlarını geri kazanacaklardır.

Kanal Darlığı Belirtileri Nelerdir?

Omurilik Kanal Darlığının her zaman belirti vermeyebilir. Çalışmalar hiçbir belirtisi olmayan fakat Omurilik Kanal Darlığı olan bir çok insan olduğunu ortaya koymuştur. Eğer varsa belirtiler; sırt ya da bacaklarda ağrı, uyuşukluk ve kramptır.  Bacaklarda kuvvetsizlik meydana gelebilir. Nadiren mesane /veya bağırsak problemlerine neden olabilir. Yakınmalar uzun süre ayakta kalma ve yürümeyle artabilir. Belirtiler devamlı ya da nöbetler biçiminde gelip geçen şekilde olabilir. Sınırlı bir süre yürüdükten sonra bacaklarda güçsüzlük ve uyuşma nedeniyle durma ve çömelme gereği duyulabilir. Yürüme mesafesi giderek azabilir. Eğilme veya oturmayla ağrı hafifleyebilir veya tamamen geçebilir.

Kanal Darlığı Nasıl Oluşur?

Kanal darlığı ile bel fıtığı problemleri benzer semptomlar açığa çıkarmaktadır. Hastalar genellikle bel fıtığı şikayeti ile doktora başvurmaktadır. Ayrıntılı bir muayene ve tetkik süreci ile kanal darlığı teşhisi de konulabilmektedir. Kanal darlığı; insan vücudunun dik durmasını sağlayan, omurga kemikleri ve aralarında bulunan disk diziliminden oluşan omuriliğin çeşitli nedenler ile sıkışarak sinirlere baskı yapması olarak tanımlanmaktadır.

Kanal darlığı yaşayan hastalar dik durmakta zorlu çekmekte ve tedavi olmadıkları sürece cenin pozisyonuna daha da yaklaşmaktadır. Omurgaları birbirine bağlayan bağlar zaman ile ya da farklı sebepler ile kalınlaşmakta ve omurgalar arasında bulunan dokuların zarar görmesine neden olmaktadır. Bu durum genellikle; stres, ağır kaldırma, ideal kilonun üzerinde olma, çarpma düşme gibi travmatik olaylar yaşama ya da ters bir hareket sonucunda oluşan defrormasyonlar ile birlikte görülmektedir.

Kanal darlığı ya da fıtık gibi problemler yaşanmaması adına sağlıklı beslenme ve egzersiz programlarının aksatılmaması gerekmektedir. Kanal darlığı problemini aşmak ya da önlemek için günümüzde pilates uygulanmaktadır.

Kanal Darlığı Tanısı Nasıl Konur?

Doktorunuz sizden bir öykü alacak ve sizi muayene edecektir. Direkt grafiler(röntgen) daralmış disklerin veya zayıflamış disklerin varlığını ortaya koyabilir. Manyetik rezonans görüntüleme(MRG) ile omurgadaki darlıkların miktarı detaylı bir şekilde saptanabilir. Bilgisayarlı Tomografi(BT)’de detaylı araştırma için kullanabilir.
Tüm bu çalışmalar spinal kanalının darlığını, sinir kökü basısını, darlığın yerini saptanmasını sağlar.

Kanal Darlığı Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Doktorunuz sizde ağrıya sebep olan bir darlığı saptayacak olursa, öncelikle cerrahi olamayan yöntemleri deneyecektir. Bu tedavi şeçenekleri ise antiinflamatuar tedavi (oral ya da enjeksiyon) ve ağrının kontrol altına alınması için ağrı kesicilerdir. Somut tedaviye karar verilirken doktorunuz, sizin dayanıklılığınızı ve yakınmazlarınızı yaşam kalitenizi düşürüp düşürmediğini göz önünde bulundurur.
Spinal enjeksiyonlar (kortizonun epidural enjeksiyon gibi) yapılabilir.

Kanal Darlığında İlaç Tedavisi ve Ağrının Kontrolü

Doktorunuz tedavinizi planlarken tek bir ilaç ya da çoklu ilaç tedavisini seçebilir. Ağrının kontrolü için kullanılan ilaçlara analjezik denir.
Çoğu ağrı aspirin, ibufren, diklofenak, napsoksen ya da asetaminofen gibi basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir. Bazı analjezikler (ağrı kesiciler) NSİİ olarak adlandırılır. Bu tür ilaçlar ağrıyı kesmeleri yanında meydana gelebilecek bir inflamasyonu da ortadan kaldırmak amacıyla kullanılırlar. Bu ilaç grubu içinde, aspirin, ibufrofen, diklofenak, naproksen ve diğerleri ve kullanıyorsanız, mide problemleri gibi yan etkilerle karşılaşabilirisiniz. Bu tür ağrı kesicilerin uzun süre kullanımında olabilecek problemler bakımından doktor gözetiminde olmalısınız.

Eğer yukarıda bahsedilen türden ağrı kesiciler ile geçmeyen inatçı bir ağrınız varsa; doktorunuz size narkotik ağrı kesici (kodein-morfin gibi) adı verilen ilaçlar önerebilir. Bu tür ağrı kesicileri, doktorunuz önermedikçe kullanmayınız. Bu tür ilaçlarda yüksek doz, daha fazla ve daha hızlı etki demek değildir. Bu ilaçların kusma, kabızlık, baş dönemi, uyuşukluk gibi yan etkileri vardır ve bu ilaçlar bağımlılık yapabilirler. Tüm ilaçlar ancak doktorunuz önerirse alınmalıdır. Doktorunuzun verdiği ilaçları nasıl ve ne kadar alacağınızı doğru anladığınızdan emin olunuz ve ilacınızı işe yaramadığını düşüyorsanız doktorunuza danışınız.

Antiinflmatuar etki gösteren başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroidler güçlü antiinflamatuar etkilerinden dolayı ağızdan ya da enjeksiyon biçiminde kullanılabilir. NSAİİ gibi kortikosteroidlerin de yan etkileri vardır. Sizin için risklerini ve yararlarını doktorunuzla görüşünüz.
Spinal enjeksiyonlar veya bloklar ağrının ortadan kaldırılmasında kullanabilir. Bu tür işlemler epidural aralığa (sinirleri saran zarlar arası aralık) ya da eklem aralığına kortikosteroid verilmesi şeklinde yapılır. Bu işlemi uzman hekim yapar. İlk işlemin başarı durumu göz önüne alınarak ileri dönemde işlem tekrarlanabilir. Bu yöntem; tedavi programında sıkça kullanılan bir yöntemdir.

Kanal Darlığında İlaç Tedavisi Dışındaki Konservatif(Cerrahi Olmayan Tedavi Seçenekleri);

Omurilik Kanal Darlığının belirtileri, hastalarda genellikle hareketten kaçınmaya neden olur. Bu durum eğilebilmeden, dayanıklılıkta azalma yaratır. Fizik tedavi ya da egzersiz programı, kasları güçlendirme ve eğilebilmeyi yeniden sağlama açısından önemlidir. Aerobik, bisiklete binme yürüyüş önerilmektedir. Çünkü bu tür eylemlere sinirlere gelen kan miktarını artırmakta ve böylece daralmanın belirtilerini azalmaktadır. Ayrıca size sırt karın ve bacak adalelerini kuvvetlendiren egzersizler de önerilebilir. Doktorunuz size en uygun egzersiz programını önerecektir.

Bir çok birey ev içi güvenliğe dikkat edilmesi çok önemlidir. Örneğin çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi daha yüksek bir yere konabilir. Daha uygun bir yatak kullanılabiir. Gerekli ise banyoda da değişiklik yapılabilir. Yürüyüşün en kolay hale getirilebilmesi, gerekirse yürüteç veya baston edinilmesi uygundur.

Önemli ve ilerleyici bir bacak zayıflığı gelişmedikçe ve idrar torbası veya bağırsak sorunları bulunmadıkça Omurilik Kanal Darlığının yetişkinlerde tehlikeli bir durum oluşturmamaktadır. Böyle durumlarda tedavini amacı, hastanın yaşam kalitesini korumak ve ağrı varsa ağrının kontrolünü sağlamaktır. Cerrahi olmayan yöntemler, tek başına spinal kanaldaki darlığı düzeltmemekte ve ağrıyı uzun süre sonlandırmamaktadır.

Kanal Darlığında Cerrahi Tedavi

Cerrahi yöntemler cerrahi olmayan yöntemlerle ağrısı kontrol altına alınamayan az sayıda hastada uygulanır. Cerrahi girişim ayrıca; ilerleyici bacak güçşüzlüğü, idrar torbası ve bağırsak problemi olanlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Yapılacak cerrahi girişimin amacı, basıyı kaldırıp kanal çapını genişletmektir. Bu işlemin adı lomber dekompresyondur. Laminektomi seçilebilecek cerrahi yöntemlerden biridir. Bu yöntemde arkadaki kemikler alınarak daralan kemik kanalı genişletilir. Son yıllarda gelişen teknoloji ve ameliyat teknikleri sayesinde tek taraftan Mikrocerrahi Teknik ile girilerek Hemilaminektomi bileretal flavektomi tekniğinde, arkadaki kemikler bir taraftan alınarak kanal genişletilir.

Doğru endikasyonla yapılan cerrahi müdahale ile bacak ağrısı ve bacağın fonksiyon kaybı düzelir. Günümüzde hastalar operasyondan birkaç hafta sonrasında normal hayatlarına dönebilmektedir.

Omurilik Kanal Darlığının bazen, zayıf olan omurlar arasında kayma olur ve buna spondiloliztezis denir. Ve böyle bir durumda omurlar arasındaki sabitlik kaybolur. Böyle olgularda spinal füzyon(omur birleştirme) cerrahisi, omurları sabitlemek amacıyla dekompresyon işlemi ile beraber yapılabilir.

Birleştirme işlemi, birleştirilecek iki omur arasında kemik doku ya da bir takım aletler ile yapılır. Birleştirme önden ya da arkadan ya da her iki yönden yapılabilir. Birleştirme önden ya da arkadan ya da her iki yönden yapılabilir. Birleştirme cerrahisinden başarı oranı %85’ten fazladır. Cerrahi sonrası hastanede kalış süresi sadece birkaç gündür. Çoğu hasta 6-9 haftada tüm aktivitelerine geri dönebilmektedir.

Omurga Kanal Darlığı

Kanal darlığı özellikle bel bölgesinde görülen bir rahatsızlıktır. Yıpranma ve dejenerasyon sonucunda ileri yaşlarda görülme sıklığı artmaktadır. Bel ve bacak ağrısı belirtileri ile ortaya çıkan kanal darlığı; uzun yol yürüdükten sonra oluşan ağrılarla belirti vermektedir. Hasta dinlenerek yürümek durumunda kalmaktadır. Omurlarda oluşan kanal darlığı aynı zamanda bacaklarda uyuşma ve ağrı hissine de neden olmaktadır. Omur kemiğinin büyümesi sonucunda sinirlerin sıkışması ve kanalın darlığı olarak tanımlanan kanal darlığı mikro cerrahi yöntemi ile gerçekleştirilen ameliyat ile tedavi edilebilmektedir.

Hasta yaşamı boyunca çok ağır çalıştığında, ağır kaldırdığında omur kemikleri büyümektedir. Bu uzun yıllar bir süreçte oluşmaktadır. Ancak ileri yaşlarda omurgada kanal darlığı meydana gelmektedir. Hasta yürüdükçe kanalı şişme sebebi ile darlaşmaya başlamaktadır. Ve bu durum yoğun ağrı hissine neden olmaktadır. Teşhisi oldukça zor olan kanal darlığı birtakım başka hastaların belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Bu nedenle teşhis edilmesinde oldukça geç kalınmaktadır. Tedavisi ise oldukça çok kolay bir cerrahi uygulama ile gerçekleştirilebilmektedir. Kanal darlığı ameliyatı eski yıllarda 5 6 saat süren zorlu bir şekilde uygulanmakta iken günümüzde mikro cerrahi yöntemi ile yarım saat süren bir işlem ile gerçekleştirilebilmektedir. Kanal darlığı ameliyatı epidural anestezi altında uygulanmaktadır ve hasta ameliyat sonrasında kısa süre sonra normal günlük yaşamına devam edebilmektedir.

Omur ilik kanal darlığı probleminin tek tedavi yöntemi cerrahidir. Oldukça konforlu olan cerrahi müdahale sonucunda hastalar ertesi gün çok rahat bir şekilde yürümeye başlamakta ve ağrılarından kurtulmaktadır. İleri yaş hastalığı olarak tanımlanan kanal darlığı halk arasında ise vitrin hastalığı olarak bilinmektedir. Hasta yolda yürürken dinlenme ihtiyacı duyarak vitrinlerin önünde durmaktadır. 1 – 2 dakikalık dinlenme hastanın tekrar yürümesini sağlamaktadır. Omuriliğin kemik tarafından sıkışmış olan kısmının açılması ve rahatlatılması ancak mikro cerrahi tekniği ile uygulanan ameliyat sonucunda mümkün olmaktadır.

BEL KAYMASI

İnsan vücudunda omurga dizilimi mükkemmeldir. İnsanın dik durmasını, hareket etmesini sağlayan bel bölgesinde omurga dizilimi ise disklerin amortisör görevi üstlendiği bir sistemden oluşmaktadır. Ancak ileri yaş, travmalar ya da doğumsal faktörler nedeni ile bel bölgesinde kayma meydana gelebilmektedir. Hastanın günlük yaşam konforunu alt üst eden bu problem mikro cerrahi yöntemi ile uygulanan ameliyatlar ile tedavi edilebilmektedir. 

BEL KAYMASI

Bel kayması; bel omur kemiklerinin diziliminin oynaması/bozulması olarak tanımlanmaktadır. Bel kayması; doğumsal nedenlerden, yaşlılığa bağlı nedenlerden, belden ameliyat olan hastalarda ya da travmaya maruz kalma gibi durumlarda sıklıkla görülmektedir. Çok fazla doğum yapmış hastalarda da sıklıkla görülen bel kaymasına kemik erimesi ile postür bozukluğu da neden olabilmektedir.

Bel kaymasının anlaşılması ve teşhis konulması zordur. Bel ağrısı çeken hasta muayeneye gittiğinde bel kayması tanısı için gerekli olan testlerin uygulanması gecikebilmektedir. Kronik bir problem olan bel kayması yaşayan kişiler; yumuşak yerde oturamama, yumuşak yatakta yatamama, yer sofrasında oturamama ya da ayakta durmamama gibi hareket kısıtlamalarına alışıktır ve bel ağrısı çekmektedir.

Bel kayması, %25 oranının altında ve sinirlere herhangi bir baskı yapmadığı durumlarda ilaç tedavisi, egzersiz, yüzme ve vitamin desteği ile tedavi edilebilmektedir. Bel kaymasında bel-omur kemiğinde hareketlilik görülmüyorsa ve bel kaymasına bağlı hareket kısıtlaması yaşanmıyorsa ameliyat edilmesine gerek yoktur. Tedavi aşamasında önerilen egzersizler ve postür çalışmaları yeterli olacaktır. Ancak bel kaymasının %25’in üzerinde olduğu durumlarda fizik tedavi ve kesin çözüm olan ameliyatla tedavi uygulaması önerilmektedir. Bel kayması görülen hastalarda bel-omur kemikleri arasında hareket var ise ve bu durum dönem dönem hastada kilitlenme gibi şikayetlere yol açıyorsa mutlaka ameliyat edilmeleri gerekmektedir. Hareket kısıtlılığının giderilmesi ve yaşam konforunun yanı sıra hastada oluşabilecek idrar kaçırma, erkek hastalarda görülebilecek erkeklik fonksiyon bozukluğu ve belden aşağıda hissizlik gibi durumların önüne geçebilmek için de ameliyat önerilmektedir.

Bel Kayması Nedir? Nedenleri Nelerdir?

Beldeki omurların dizilimin oynamasına bel kayması denilmektedir. Bel, sırt ve boyundaki omurların dizilimi mükemmeldir. Ancak bazı durumlarda bu dizilim ileri öne sağa sola kayabilmektedir. Nedenlerinin başında doğumsal faktörler bulunmaktadır. Aynı zamanda ileri yaşa bağlı bel kayması da oluşabilmektedir. Bel kaymasının nedenleri üç şekilde değerlendirilmektedir;

– Doğumsal nedenler; dizilimde meydana gelen bir zayıflık ya da noksanlık nedeni ile yaşanmaktadır.

– İleri yaşa bağlı nedenler; yıpranma sonucunda açığa çıkmaktadır.

– Travmalar; düşme, çarpma, kaza gibi olaylar sonucunda yaşanmaktadır.

– İleri derecede kemik erimesi

– Zorlu doğum süreci gibi faktörler de bel kaymasına neden olabilmektedir. Bel kayması problemi tedavi edilmediği sürece kişide yoğun ağrı hissine neden olmakla birlikte postür (duruş) bozukluklarına da neden olabilmektedir.

Bel Kaymasının Belirtileri Nelerdir?

Bel kayması problemi yaşayan hasta, istemsiz bir şekilde uzun yürüyüşlerden kaçınmaktadır. Bununla birlikte yürüme esnasında sıklıkla dinlenme ihtiyacı duymaktadır. Genellikle bacaklara vuran ağrılar da bel kayması probleminin belirtileri arasındadır. Bel kayması problemi yaşayan hastaların yaşadıkları semptomlar şu şekilde sıralanabilmektedir;

– Sık sık kramp girmesi

– Bacaklarda hissedilen uyuşukluk

– Yürüme zorluğu

– Geceleri bacaklarda yanma hissi

– Bel bölgesinde ağrı

– Bacaklarda güçsüzlük

– İleri derecede bel kayması problemlerinde ise idrar tutamama, erkeklerde ise cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilmektedir.

Bel Kayması Tedavisi

Bel kayması tedavisinde öncelikle ayrıntılı bir muayene sürecine ihtiyaç duyulmaktadır. Bununla birlikte kayma düzeyi belirlenerek uygun tedavi seçenekleri belirlenmektedir. Bel kayması problemi ilerlememiş ise hastanın takibi ve bununla birlikte istirahat ve ağrı kesici ilaçlar kullanması etkili bir tedavi yöntemidir.Ancak bel kayması düzeyi arttıkça fizik tedavi yöntemleri ve foraminal ile epidural enjeksiyon yöntemleri de uygulanabilmektedir. Enjeksiyon yöntemi genellikle bel kayması problemine sinir sıkışması probleminin de eşlik ettiği durumlarda tercih edilmektedir.

İleri yaşlardaki hastalarda bel kayması problemi istirahat ya da ağrı kesici yöntemler ile tedavi yeterli olamayabilmektedir. Bu durumda hasta genellikle idrar kaçırma ya da topallama gibi ciddi problemler de yaşayabiliyor. Bu durumda cerrahi yöntemler ile uygulanan tedavi seçenekleri gözetilmektedir. Bel kayması tedavisinde uygulanabilecek yöntemler şu şekilde sıralanabilmektedir;

– İstirahat

– Ağrı kesiciler ile antiinflamatuar ilaçlar

– Korse ve benzeri materyaller kullanılması

– Fizik tedavi yöntemleri

– Epidural ve foraminal enjeksiyon yöntemleri

– Cerrahi yöntemler

Bel Kaymasının Tedavisi Nasıl Olur?

Bel kayması tedavisinde kaymanın derecelendirmesi tedavi yöntemi açısından belirleyicidir. Bel kayması çok hafif görülüyorsa spazm engelleyici ilaçlar ve fiziksel tedavi ile birlikte hastanın kas ve kemiklerini güçlendirmesi için egzersiz programları da önerilmektedir. Muayene sırasında uygulanan tetkiklerin sonuçları ve hasta şikayetleri değerlendirilere cerrahi ve cerrahi dışı tedavi yöntemleri belirlenmektedir. Aynı zamanda hastanın ideal kilosunu koruması, kilo fazlalığı bulunuyorsa mutlaka fazla kilolarından kurtulması önerilmektedir. Uygulanacak egzersizlerin (özellikle yüzme) bel bölgesinde bulunan kasları güçlendirme adına aksatılmaması gerekmektedir.

Bel Kaymasında Fizik Tedavi Nedir?

Bel kayması probleminde fizik tedavi önerilmektedir. Kemik sistemi, eklem ve kas deformasyonlarında bu yapıların sabitlenmesi için güçlendirilmesi gerekmektedir. Fizik tedavi ameliyat öncesinde yapılması ya da sadece fizik tedavi uygulanması birçok açıdan fayda sağlamaktadır. Bel Kaymasında İlaçla Tedavi Nedir? Bel kaymasında derecelendirme büyük önem taşımaktadır. Derecelendirmede omurganın bir diğer omurga üzerinde %25’ten daha fazla kaymasında cerrahi müdahale dışında herhangi bir tedavi fayda etmemektedir. Bir omurun diğer omur üzerinde çok az kaymasında birtakım ilaçlar kullanılabilmektedir. Kas gevşetici, ağrı kesici ve vitamin destekleri kullanılmaktadır.

Hangi Durumlarda Bel Kayması Ameliyatı Gereklidir?

Her bel kayması probleminde ameliyat gerekmemektedir. Ancak hastada bel aşağıda hissizlik, güçsüzlük, idrar kaçırma, hareket kısıtlılığı yaşanıyorsa ameliyat gerekmektedir. Muayene sırasında kayma oranının belirlenmesi de ameliyata ihtiyaç olup olmadığını belirleyen faktörler arasındadır. İleri yaşlardaki hastalarda bel kayması probleminde fizik tedavi de dahil birçok tedavi yöntemi etkili olmamaktadır. Özellikle uzun süre be kayması problemi yaşayan ileri yaştaki hastalarda çok ciddi sepmtomlar görülmektedir. Bu durumda da cerrahi uygulamalara başvurulmaktadır.

Bel Kayması Ameliyatı

Bel kayması açık ve kapalı ameliyat olarak iki şekilde yapılabilmektedir.

Kapalı ameliyat uygulanacak kişilerin fizyolojik durumu çok önemlidir. Hasta zayıf ve omur kemikleri düzgün olmalıdır. Bel kayması ameliyatı uygulaması yapılacak yere dışarıdan 4 delik ile girilerek müdahale edilmektedir. Açık bel kayması ameliyatlarında ise ciltte daha büyük kesi açılarak gerçekleştirilmektedir.

Bel kayması ameliyatlarında takılan vidanın yerleştirileceği konum çok önemlidir. Vida yerleştirilirken yapılan en küçük hata hastayı felce doğru götürebilen ciddi durumlara yol açabilmektedir. Milimetrik olarak kayma sinirlerde hasara sebep olabilmektedir. Vida, içeri doğru kıvrım yaptığında ise omurilik zarar görebilmektedir. Alanında uzman ve tecrübeli doktorlar tarafından yapılması gerekmektedir. Aynı zamanda ameliyata kullanılacak ekipmanların niteliği de çok önemlidir.

Bel kayması ameliyatı epidural anestezi uygulaması altında yapılabilmektedir. Bu sayede ameliyat çok konforlu bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bel kayması ameliyatı yaklaşık 2 saat sürmektedir. Ameliyat sonrasında hasta ertesi gün taburcu olmaktadır. Ancak uzun segment müdahalede bulunulan hastanın 1 gün daha kalması gerekebilmektedir. Ameliyattan sonra alışkanlıklara devam edilir. Platinin kaynaması içi sert zemine oturulmalıdır. Ameliyat sonrasında hareket kısıtlaması ortadan kalkacaktır. Eklemlerin güçlendirilmesi amacı ile Yüzme ve bazı egzersizler tavsiye edilmektedir. Ameliyat sonrasında birkaç gün içerisinde hastalar normal hayatlarına adapte olur. 10. Günden sonra egzersizlere başlanır. 3 aya kadar olan dönemde platinin vücutla sağlıklı bir şekilde kaynaması için ağır sporlar yapılmamalı ve ameliyat edilen bölge darbelerden korunmalıdır.

Özellikle kadınlarda kas ve eklem güçlendirici kalsiyum takviyesi önerilmektedir. Kas ve eklemlerin güçlendirici egzersizler yapılması çok önemlidir. Özellikle yüzme ile yapılacak egzersizler kasları en iyi şekilde güçlendiren ve ameliyat sonrasında iyileşme hızını arttıran durumlardır. Her cerrahi uygulamada olduğu gibi bel kayması ameliyatları da belli riskler teşkil etmektedir.

Bel kayması ameliyatı sırasında omurilik ve sinirler korunarak gerçekleştirilmektedir. Vidalama ve sabitleme sisteminde en ufak bir hata hastada ciddi olumsuzluklar ortaya çıkarabilecektir. Aynı zamanda bel kayması ameliyatı sonrasında hastada diyabet, kalp ya da sistemik bir enfeksiyona yatkın olması durumunda yerleştirilen platinin enfeksiyona maruz kalması ya da vücudun artık platini kabul etmemesi durumları yaşanabilmektedir. Bel kayması ameliyatı ileri yaşlarda gerçekleştirildiğinde osteoporoz (kemik erimesi) görülebilmesine bağlı olarak takılan vidaların kemiğe kaynamama durumu yaşanabilmektedir.

Bel Kayması Ameliyatında İyileşme Süreci Ne Kadardır?

Bel kayması ameliyatı sonrasında hasta normal hayatına çok kısa sürede dönmektedir. Hasta normal hareketlerini çok rahat bir şekilde yapabilmektedir. Aynı zamanda ameliyat öncesindeki ağrılı dönemler ortadan kalkmakta, oturma kalkma ve yürüme faaliyetleri düzelmektedir. Bel kayması ameliyatı sonrasında mikro cerrahi ile uygulanan bel fıtığı ameliyatı sonrası konforlu iyileşme sürecine benzer bir süreç yaşanmaktadır. Sadece bel kayması ameliyatında yara izi biraz daha büyüktür ve bu yara izinin iyileşmesi yaklaşık 15 gün sürmektedir.

Bel Kayması Ameliyatı Sonrasında Problemin Tekrarlama Nedeni Ne Olabilir?

Bel kayması ameliyatı sonrasında ilk 45 gün dikkat edilmelidir. İlk 6 ay ve 1. yılın sonunda doktor kontrolü ile vidaların kaynayıp kaymaması kontrol edilmektedir. Ameliyat sırasında yerleştirilen vidalar; hastada diyabet olduğunda ya da iyileşme sürecinde herhangi bir travma yaşandığında kaynamamaktadır. Bunula birlikte kemik erimesi olan hastalarda da vidaların kaynamama olasılığı bulunabilmektedir. Kilo vermek, egzersiz yapmak ve en önemlisi yüzme faaliyetleri bel kayması probleminin tekrar yaşanmasını önleyebilmektedir.

Bel Kaymasında Titanyum Vida Nedir?

Bel kayması ameliyatı sırasında önceki yıllarda kullanılan vidanın hammaddesindeki çelik katsayısı fazla idi. Bu vidalar röntgen çekimlerinin yanı sıra herhangi bir dedektör tarafından da saptanabilmekteydi. Ancak teknolojinin gelişmesi ile vidaların hammedesinde titanyum kullanılmaya başlanmıştır. Titanyum çok güçlü bir malzeme olmakla birlikte insan dokusu ile barışıktır ve herhangi bir alerjik reaksiyon oluşturmamaktadır. Aynı zamanda titanyum malzemeden vida uygulanan hastalar MR çektirebilmekte ve herhangi bir dedektör tarafından da algılanmamaktır.

Bel Kaymasında Vida Ameliyatı Nedir?

Önceki yıllarda bel kayması teşhis edilen hastalarda uzun bir çubuk ile omurların sabitlenmesi ve hastanın alçıya alınması prensibine dayanan bir tedavi yöntemi uygulanmaktaydı. Çok konforlu bir ameliyat olmayan bu eski sistem bugün; mikro cerrahi ve minimal invaziv yöntemlere uygun bir şekle dönüşerek çok daha konforlu bir ameliyat haline gelmiştir. Vidalar yardımı ile omurgayı sabitleme yöntemine dayanan bu sistemde omurgaların birbirine bağlanması sağlanmaktadır.

Bel Kayması Platin Ameliyatı Sonrası Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?

Bel kayması ameliyatlarından sonra hastanın kaslarını ve eklemlerini güçlendirmesi gerekmektedir. Özellikle ilk 3 ay kas güçlendirici egzersizler uygulanmalı; dengeli ve kalsiyum açısından zengin besinler tüketmeli, güneş ışığından faydalanmalı ve ideal kilosuna ulaşmaları gerekmektedir. Aynı zamanda şeker, tansiyon ve kemik erimesi hastaları mutlaka değerlerini kontrol altında tutmalıdır. İlk 3 ay yaşam tarzını bu şekilde düzenleyen hastalara uygulanan vidaların kemik ve kas dokuyla kaynamaları çok daha sağlıklı bir şekilde gerçekler.

Bel Kayması Ameliyatları Ne Kadar Sürmektedir?

Bel kayması ameliyatı normal şartlarda 45 dakika sürmektedir. Ancak bel kaymasına eşlik eden bir fıtık ya da darlık mevcut ise bu problemler de mikro cerrahi yöntemi ile tedavi edilmektedir. Bu problemlerin tedavisinin de eşlik ettiği bel kayması ameliyatları yaklaşık 30 dakika da uzayabilmektedir. Bel kayması ameliyatı genellikle 4 ya da 6 vida ile uygulanmaktadır. Ancak bel kaymasına eşlik eden onurlarda bir eğrilik söz konusu ise çok daha fazla vida kullanılmaktadır. Bel kayması ameliyatlarında hastanın kemik kalitesi de ameliyatın başarılı ve konforlu bir şekilde sürmesini etkileyen önemli faktörler arasındadır. Bel kayması ameliyatında süreyi belirleyici faktörlerden bir diğeri de hastanın yaşı ve doktorun tecrübesidir.

Bel Kaymasında Platin Ameliyat Nasıl Uygulanmaktadır?

Bel kayması omur kemiklerinin diziliminin bozulması olarak tanımlanmaktadır. Aynı zamanda bozulan dizilimi omur sinirlerinde de hasar oluşturmaktadır. Bel kayması ameliyatındaki esas amaç omurilik dizilimini düzelterek sabitlemek ve sinirlerdeki baskıyı ortadan kaldırmaktır. Bu işlem ise kemik aşı ile füzyon gerçekleştirmek ve vidalar ile sabitlemek işlemleri ile gerçekleştirilmektedir. Platin ameliyat sırasında kullanılan materyallerin ana maddesi titanyumdur.

Titanyum insan dokusu ile uyumlu bir madde olduğu için herhangi bir alerjik reksiyona neden olmamaktadır ve bununla birlikte ameliyat sırasında yaşanabilecek komplikasyonları minimum düzeye indirmektedir.

Bel Kayması Ameliyatı Sonrasında Hasta Sakat Kalır mı?

Bel kayması ameliyatlarının en önemli risklleri takılan vidanın konumudur. Vidayı yerleştirirken en ufak bir oynama hastayı felç edebilecek kadar ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Omur ilik sinirlerine uygulanan herhangi bir hasar hastayı felç etme olasılığı yüksektir. Bu nedenle bel kayma ameliyatının tecrübeli ve uzman eller ile gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bel kayması ameliyatı da diğer cerrahi müdahaleler de olduğu gibi birtakım risk faktörü bulundurmaktadır. Ameliyat sırasında ve sonrasında yaşanabilecek komplikasyonlar şu şekilde sıralanabilmektedir;

– Enfeksiyona maruz kalma

– Kırıklar ve sinir sıkışmaları

– Ateş yükselmesi

– Pıhtı oluşumu

– Omurgada hasar oluşması

Ameliyat bölgesinde yoğun ağrı hissi ve ameliyat sonrasında bir süre hareket kısıtlılığı yaşamak, şişlik ve ciltte deformasyonların oluşması gibi komplikasyonlar da görülebilmektedir.

Bel kayması Ameliyatı Sonrasında Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?

Bel kayması ameliyatı sonrasında hasta birkaç gün içerisinde normal hayatına yavaş yavaş dönmeye başlamaktadır. Hastanın yüzme egzersizleri ile bel kaslarını güçlendirmesi ile birlikte ilk 3 ay vidaların kaynaması için geçen sürede herhangi bir travmaya maruz kalmaması ve ağır spor yapmamaları önerilmektedir. Kadın hastaların deniz ve güneş ile zaman geçirmeleri ve kalsiyum desteği aksatmamaları da büyük önem taşımaktadır. Bel kayması kronik bir problemdir. Hastalar birtakım hareket kısıtlılığına alışmaktadır. Ameliyat sonrasında bu alışkanlıklar bir süre daha devam etmektedir. Ancak ameliyat sonrasında 3 ay geçtikten sonra hareket alanlarının genişletilmesi gerekmektedir. Bel kayması ameliyatı sonrasında hasta 1 gün hastanede kalmaktadır. Ancak bel kaymasının yanında skolyoz, omurga eğriliği gibi problemlerin tedavisi de gerçekleştirildiği zaman hastaların nekahat dönemleri birkaç güne uzayabilmektedir.

Bel Kayması Ameliyatında Hastaya Narkoz Verilir mi?

Bel kayması ameliyatı olacak hastaların korktuğu iki temel konu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi narkoz korkusu ikincisi ise felç olma korkusudur. Son yıllarda narkoz vermeden sadece epidural anestezi ile bel kayması ameliyatı gerçekleştirilebilmektedir. Hasta ameliyat sırasında konuşabilmekte ve ağrı duymamaktadır. Epidural anestezi sayesinde ağrı ve acı hissi duymayan hastanın bilinci açıktır ve bu sayede sinirlerin kontrolü sırasında ameliyatı gerçekleştiren doktoru da yöntendirebilmektedir.

Bel Kayması Ameliyatında Hangi Yöntemler Kullanılmaktadır?

Bel kayması ameliyatları iki şekilde uygulanmaktadır; açık ve kapalı. Kapalı ameliyat biçimini kullanabilmek için hasta seçimi büyük önem taşımaktadır. Hasta özellikle zayıf olmalı ve kemikleri sağlam olmalıdır. Kapalı ameliyat bölgeye dört delik açılarak uygulanmaktadır. Açık ameliyatta ise bölge biraz daha büyük bir kesi açılarak vidalar yerleştirilmektedir.

Bel Kayması Ameliyatı Öncesinde Yapılması Gerekenler Nelerdir?

Bel kayması ameliyatı öncesinde karar vermek hastalar için zordur. Ancak ameliyatın ertelenmemesi gerekmektedir. Aynı zamanda ameliyat olacak ya da olmayacak hastaların kas ve eklemlerinin güçlü olması gerekmektedir. Bunun için de egzersiz, yüzme ve sağlıklı beslenmek gerekmektedir. Yapılacak ezgersizlerin doktor kontrolünde uygulanması gerekmektedir. Bel kaslarını güçlendirmede en etkili egzersiz ise yüzmedir.

Bel Kaymasında Cerrahi Tedavi Kesin Çözüm mü?

Bel kayması probleminin başlangıç aşamasında alternatif yöntemler ile tedavisi mümkündür. Ancak yaşın ilerlemesi ve kas ve kemik dokunun zayıflaması ile birlikte bel kayması çok daha fazla ilerlemektedir. Bu nedenle cerrahi müdahale gerekmektedir. Her ameliyatta olduğu gibi bel kayması ameliyatlarının da birtakım riskleri vardır. Ameliyat sırasında omurlara gerçekleştirilen müdahale sırasında sinirlerin ve omuriliklerin zedelenme riski bulunmaktadır. Aynı zamanda hastalar sistemik enfeksiyona bağlı hastalıklar ya da kemik erimesinin ilerlemesi sonucunda yerleştirilen vidaların kaynamama riskleri de mevcuttur.

Bel Kayması Hareketliyse Ameliyat Olmalı mıyım?

Bel kayması saptanan hastalarda bel omur kemikleri arasında hareketlilik bulunuyorsa ve hastada kilitlenmelere sebep oluyorsa mutlaka cerrahi uygulama gerekmektedir. Aksi taktirde idrar kaçırma, erkeklerde fonksiyon bozukluğu, güç ve his kaybı yaşanabilmektedir. Bel kayması probleminin ilerlediği aşamalarda sinirlerin de zarar göreceği unutulmamalı ve bu nedenle semptomlar yaşanması durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Bel Kayması Hareketsizse Ameliyat Olmalı mıyım?

Bel kaymasında bel omur kemiklerinin hareketliliği birçok semptoma neden olabilmektedir. Bel kayması probleminde hareketlilik gözlemlenmiyor ise cerrahi müdahale uygulanmasına neden yoktur. Ancak yaşam konforunu geri kazanmak için mutlaka diğer tedavi yöntemlerinden uygun olanını tercih etmelidir.